Cinsel Uyarılma ve Orgazm Bozuklukları

Uyarılma ve orgazm bozukluğu olan hastaların bir bölümü arzu eksikliği olarak karşımıza çıkmaktadır.
Uyarılma ve orgazm bozukluğunun genel tanısı basit gibi görünmekle beraber detaylı olarak baktığımızda altta olayı başlatan sürdüren ve sonlandıran farklı etkenler görmekteyiz.
Eğer kişi genel anlamda heyecan duymuyorsa uyarılma bozukluğu, orgazm olamadığında ise orgazm sorunu var demektir. Burada ayırıcı tanıda dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır: Uyarılma ve orgazm bozukluğu olan hastaların bir bölümü arzu eksikliği olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sorunu ele alırken bunun kişiye bağlı mı duruma bağlı mı ortaya çıktığı çok önemlidir. Örneğin; normalde yeterince ıslanan (lubrikasyonu olan) ancak yaşadığı psikolojik nedenlerden dolayı uyarılamadığını gören bir kadında; gerçekte fizyolojik bir uyarılma ve istek sorunu olmamakla birlikte psikolojik etkilere bağlı olarak gelişen bir durum söz konusudur. Konunun detaylı incelenmesiyle bu sorunun ele alınıp değerlendirilmesi neticesinde bunun bazı kişilik bozukluklarında görülmektedir.
Uyarılma ve orgazm bozukluğu nedenleri
Genel olarak, istek azlığı toplumda kadınlarda daha sık görülmektedir. Hatta ülkemizde kadınlar arasında en sık görülen cinsel işlev bozukluğu “cinsel istek azlığı” dır. Bu durum, cinsel istekte azalma, cinsel düşünce ve fantezilerin, cinsel birleşme ve orgazma ulaşma sıkılığının azlığı ya da yokluğu, cinsel bir etkinliği başlatma, katıma yada yanıt verebilme motivasyonundaki yetersizlik olarak tanımlanmaktadır. Sorunun nedeni genellikle psikolojiktir. Primer istek ve uyarılma sorununda; kişide ergenlik döneminden başlayan sorunu anlıyoruz. Sorunun kişideki içsel süreçlere bağlı olarak geliştiği, küçük yaşlardan beri cinselliğin yasaklandığı,tabu olarak görüldüğü toplumlarda bu sorunu daha çok görmekteyiz.
Sekonder istek ve uyarılma sorununda ise; daha önce sorun olmayan bireyde sonradan gelişen istek uyarılma sorununu anlamaktayız.
Sekonder sonradan gelişen sorunun daha çok kronik hastalıklar ve kullanılan ilaçlara (örn.uzun süreli anti depresif ilaç kullanımı,antipsikotikler vs) bağlı olarak geliştiğini görmekteyiz.
Burada psikolojik nedenler önemli ve yaşam dönemi içerisinde ele alınmalıdır. Örneğin; hamilelik ve sonrasında gelişen istek ve uyarılma sorununda yaşanılan hamileliğin nasıl geçtiği kişinin cinsellikle beraber hamileliği algılamasını ve değişen hormonal durumun cinsel istekte yarattığı problemleri değerlendirmek gerekmektedir .İlişkinin nasıl olduğu, spesifik olarak gelişen yaşamsal krizlerin varlığı yada eşle uyumsuzluk, şiddet vs de istek ve uyarılma sorununda etkendir.Bazı ilaçlar ve hastalıklar uyarılma ve orgazm sorununa yol açabilir. Bunun dışındaki nedenler ise; yetersiz uyarı,doğru olmayan yanlış önyargılar, mitler, utama, suçluluk duygusu, anksiyete (gerginlik ) görülmektedir.
Kısaca bunlara baktığımızda;
Yeterli cinsel uyarıda; fiziksel temas, hayal gücü ve duygulanım rol almaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır: Cinsel açıdan heyecanlanmanın fiziksel ve duygusal boyutları olmakla beraber; yanlış bir insan tarafından gerçekleştirilen kusursuz bir temas heyecan yaratmakla birlikte, sonuçta tatsız ve iğrenç olarak algılanabilir…Gerek düşsel gerekse gerçek olarak nelerle uyarıldığını anladıkça cinsel yaşantının içeriği hakkında bilgi sahibi oluruz ve sonuçta tedavide bunlar ele alınmaktadır.
